de gülüm! De ki: ela bir günde geleceğim
istanbul darmadağın olacak, saçlarım
darmadağın. Hepsi, darmadağın!
üzülme gülüm! Toparlanacağız, birlikte,
ayağa da kalkacağız, yürüyeceğiz de gülüm
hem de çelikten toprağını dele dele hayatın!

de gülüm! De ki: bitmiştir umut, bitmiştir
sevgi, bitmiştir güven!
güven bana gülüm!
sana bitmemişliği öğretecek, tattıracaktır
hasretten-hakikaten-ten değiştiren yüzüm!

göreceksin gülüm! Bekle!
hırslarımız, acılarımız gitgide ihanetlere
hainlere, ezilmelere alışacak..
göreceksin-sevinçten ağlayacaksın gülüm-ki
işte o vakit bana-doğrudur!-
şair olmak, seni sevmek pek çok yakışacak!

bak! şiirler var, mektuplar var, çocuklar var,
sokaklar var, kediler!
inan bana gülüm, ölüm yok bir tek! ölüm yok bize!
ölüm inananlar için sessizce
kara kapli kitaplardan çıkartılacak..
göreceksin gülüm! Bekle! Göreceksin!
artık hiçbir insan, hiçbir kavga ve hiçbirimiz
bu dünyada, yapayalnız, umarsız kalmayacak!

de gülüm! De ki: ela bir günde geleceğim
istanbul darmadağın olacak, saçlarım
darmadağın. Hepsi, darmadağın!
üzülme gülüm! Toparlanacağız, birlikte,
ayağa da kalkacağız, yürüyeceğiz de gülüm
hem de çelikten toprağını dele dele hayatın!

de gülüm! De ki: bitmiştir umut, bitmiştir
sevgi, bitmiştir güven!
güven bana gülüm!
sana bitmemişliği öğretecek, tattıracaktır
hasretten-hakikaten-ten değiştiren yüzüm!

göreceksin gülüm! Bekle!
hırslarımız, acılarımız gitgide ihanetlere
hainlere, ezilmelere alışacak..
göreceksin-sevinçten ağlayacaksın gülüm-ki
işte o vakit bana-doğrudur!-
şair olmak, seni sevmek pek çok yakışacak!

bak! şiirler var, mektuplar var, çocuklar var,
sokaklar var, kediler!
inan bana gülüm, ölüm yok bir tek! ölüm yok bize!
ölüm inananlar için sessizce
kara kapli kitaplardan çıkartılacak..
göreceksin gülüm! Bekle! Göreceksin!
artık hiçbir insan, hiçbir kavga ve hiçbirimiz
bu dünyada, yapayalnız, umarsız kalmayacak!

Cmt, 12th Mayıs — 0 yorum
Gitti gidiverdi
 Bir sükenin içinde bir parçam 
Parçam sende kalsın çocuk
 Ellerimi bana ver 
Bedenimde uzayıp giden gül ağaçları 
Oysa ruhumda son sevgi tılsımları 
Gitme gel bana 
Sesini duymalıyım 
Bakire sevgimi alırsan koynuna
 Tütün kokusunda dağıt etrafa beni
 Ansızın bütün doğa 
İsmimi geçirince dudakların 
Kaybolup giden zamandı 
Sakın ah çekme
 Bende sendeyim.

Gitti gidiverdi
 Bir sükenin içinde bir parçam 
Parçam sende kalsın çocuk
 Ellerimi bana ver 
Bedenimde uzayıp giden gül ağaçları 
Oysa ruhumda son sevgi tılsımları 
Gitme gel bana 
Sesini duymalıyım 
Bakire sevgimi alırsan koynuna
 Tütün kokusunda dağıt etrafa beni
 Ansızın bütün doğa 
İsmimi geçirince dudakların 
Kaybolup giden zamandı 
Sakın ah çekme
 Bende sendeyim. 

Cmt, 12th Mayıs — 0 yorum

Güzel olanHer günü seninle tekrar tekrar yaşamakErimek yarını olmayan zamanlardaDurdurmak bir yerde bütün saatleriBütün kuralları kırıp parçalamakSonra varmak o yerlereMevsimlere dur demekKar yağarken çiçek açtırmak ağaçlaraGüneşi bir akşam saatinde tutup bırakmamakSonra doldurmak ay ışığını kadehlereDelicesine içmekVe unutabilmek her şeyi ansızınSevmek seni en yücesiyle sevgilerinBirlikte geçmiş, gelecek bütün çağları aşmakGüzel olanSevmek seni Tanrılar gibiSeninle Tanrılaşmak…

Güzel olan
Her günü seninle tekrar tekrar yaşamak
Erimek yarını olmayan zamanlarda
Durdurmak bir yerde bütün saatleri
Bütün kuralları kırıp parçalamak
Sonra varmak o yerlere
Mevsimlere dur demek
Kar yağarken çiçek açtırmak ağaçlara
Güneşi bir akşam saatinde tutup bırakmamak
Sonra doldurmak ay ışığını kadehlere
Delicesine içmek
Ve unutabilmek her şeyi ansızın
Sevmek seni en yücesiyle sevgilerin
Birlikte geçmiş, gelecek bütün çağları aşmak
Güzel olan
Sevmek seni Tanrılar gibi
Seninle Tanrılaşmak…

Cmt, 12th Mayıs — 1 yorum
Yaşamı paylaşıyorum seninle 
İster zindanda ister sürgünde 
Sevdadır emziren direncimi
 Adın güneşli bir türkü dilimde. 
Sorabilsem aklımdan geçenleri
 Irmaklar nereye kuşlar nereye 
Tut bir ucundan acının 
Ekle yüreğini yüreğime.

Yaşamı paylaşıyorum seninle 
İster zindanda ister sürgünde 
Sevdadır emziren direncimi
 Adın güneşli bir türkü dilimde. 
Sorabilsem aklımdan geçenleri
 Irmaklar nereye kuşlar nereye 
Tut bir ucundan acının 
Ekle yüreğini yüreğime.

Cmt, 12th Mayıs — 0 yorum

Özledim sesini ne olur konuşBir gül açtır zamanların ötesindenKaranlıklar içindeyim, kapkarayım bugün gelGök mavisinden, deniz mavisindenBana bir şarkı söyleİçimde bir şey kımıldıyorGözlerim kan çanağı, yorgunum, uykusuzumBir baksana ne haldeyim deli divaneYaralıyım, çaresizim umutsuzumBana bir şarkı söyleYağmur ol yağ üstüme, güneş ol ısıtDökül karanlığıma ışıklar gibiAl beni, en uzaklara götürSesin aksın içimde bir pınar gibiBana bir şarkı söyleBütün renkleri kat birbirineBuram buram bir turuncu getir geçen yazdanBir tüy gibi, bir bahar dalı gibiHafiften, inceden, güzelden, en beyazdanBana bir şarkı söyleBazan kar nasıl hazin yağar bilirsinKurşuni bir gökyüzünden ağlamaklıİşte öyleyim, kapkarayım bu gün gelEn hüzünlü sesinle, en dokunaklıBana bir şarkı söyle.

Özledim sesini ne olur konuş
Bir gül açtır zamanların ötesinden
Karanlıklar içindeyim, kapkarayım bugün gel
Gök mavisinden, deniz mavisinden
Bana bir şarkı söyle
İçimde bir şey kımıldıyor
Gözlerim kan çanağı, yorgunum, uykusuzum
Bir baksana ne haldeyim deli divane
Yaralıyım, çaresizim umutsuzum
Bana bir şarkı söyle
Yağmur ol yağ üstüme, güneş ol ısıt
Dökül karanlığıma ışıklar gibi
Al beni, en uzaklara götür
Sesin aksın içimde bir pınar gibi
Bana bir şarkı söyle
Bütün renkleri kat birbirine
Buram buram bir turuncu getir geçen yazdan
Bir tüy gibi, bir bahar dalı gibi
Hafiften, inceden, güzelden, en beyazdan
Bana bir şarkı söyle
Bazan kar nasıl hazin yağar bilirsin
Kurşuni bir gökyüzünden ağlamaklı
İşte öyleyim, kapkarayım bu gün gel
En hüzünlü sesinle, en dokunaklı
Bana bir şarkı söyle.

Cmt, 12th Mayıs — 0 yorum
Irmağın söğütlerin sesiyle
Söylüyorum bu şiiri 
Senin o kırılgan sesinle 
Badem çiçeklerine 
Sabahın ilk ışıklarına 
Dönüştürüyorum hüznümü 
Hüznümü ve acımı 
Öfkemin karanlığı Korkutuyor beni 
Bir orman çiziyorum 
Sesime kattığın sevinçle 
Yalnızlığımın üstüne 
Kıyımlar yaşamış yalnızlığımın 
Kuşları unutmuyorum 
Ve su başlarını 
Bir geyiğin avcısına bakan gözlerini 
Sevgimin silgisiyle sildim öfkemi 
Öfkemi ve acımı 
Yerine yeniden adını yazdım 
Adın acımın soyadı...

Irmağın söğütlerin sesiyle
Söylüyorum bu şiiri 
Senin o kırılgan sesinle 
Badem çiçeklerine 
Sabahın ilk ışıklarına 
Dönüştürüyorum hüznümü 
Hüznümü ve acımı 
Öfkemin karanlığı Korkutuyor beni 
Bir orman çiziyorum 
Sesime kattığın sevinçle 
Yalnızlığımın üstüne 
Kıyımlar yaşamış yalnızlığımın 
Kuşları unutmuyorum 
Ve su başlarını 
Bir geyiğin avcısına bakan gözlerini 
Sevgimin silgisiyle sildim öfkemi 
Öfkemi ve acımı 
Yerine yeniden adını yazdım 
Adın acımın soyadı...

Cmt, 12th Mayıs — 1 yorum
Bir ayna bulundur yanında benim için
Görmemi sağla unuttuğumda yaşlı yüzümü
Çekilsin taşkın sularım yeniden göletine
Dokundurmasın beni el değmemiş güzelliğine...

Bir ayna bulundur yanında benim için
Görmemi sağla unuttuğumda yaşlı yüzümü
Çekilsin taşkın sularım yeniden göletine
Dokundurmasın beni el değmemiş güzelliğine...

Cmt, 12th Mayıs — 0 yorum
Sana ufku anlatmak istiyorum 
Yüreğini Avuçlarında bir güvercinin Yüreğiyle yatıştıran çocuğun Bileklerinde çözüp Doldurduğu şeyi Sana anlatmalıyım… Binlerce insan dökülmüş duraklara Asfalttan, yapıılardan, seslerden; Binlerce saattir oradalar Ve kudurgan bir beyin Ve kıpırtısız bir yürekle Düşmanca birşeyler biriktiriyorlar karşılıklı Ve herkes biribirine benziyor Ve herkes yabancı birbirine üstelik. Sana ufku anlatmak istiyorum… Yalnayak Ve aşağılara koşarken çaylarda Çakıltaşları, çağlayanlar Ve kayaların oyuklarında köpüren suyun Düşündürdüğü şeyi Sana anlatmalıyım… … Sana ufku anlatmak istiyorum… Bir ağacın kökleri ve dallarıyla Uzanıp uzanıp vardığı şeyi Sana anlatmalıyım… İçinde duvarlar uğulduyor ilişkilerin İlanlar, rutubbet, çıkar… Ve söz namusun simgesi değil, Duygular öyle lekelenmiş İçtenlik öyle hesap işi ki… Kimin öpüşleri bir papatya kadar temiz Kim kime kıstırıldığı anda omuz verebilir? Ya aşk: çarparak başlatan yeni şeyleri O sevinç Nerede şimdi? Yine de güzel bazı duygular Aşkla kendini onarıyor Fakat rüzgarlı, yağmurlu ve sabahları Bir sinir birikintisi olarak karşılamaktan Bakışları gizlice köreliyor onun da Ve hatta sağnağı bir nehir gibi Yababi bir hayvanmış gibi düşünüp Ürküyor Ve giderek aciz, Sinirli, habis insanlar dolduruyor cadeleri; Oysa şehirden Yabani bir hayvan kadar uzakta nehir Öpüşüyor uçsuz bucaksız bir çalkantıyla Ve yüzlerce çocuk tanıyorum Kaçak bir duygu taşıyan sinemalarda Ona doğru koşmak için… Sana ufku anlatmak istiyorum.. … Son mavisi gözlerinde kaldı gökyüzünün Bu şehirde Anlatmak istediğim

Sana ufku anlatmak istiyorum 


Yüreğini 
Avuçlarında bir güvercinin 
Yüreğiyle yatıştıran çocuğun 
Bileklerinde çözüp 
Doldurduğu şeyi 
Sana anlatmalıyım… 

Binlerce insan dökülmüş duraklara 
Asfalttan, yapıılardan, seslerden; 
Binlerce saattir oradalar 
Ve kudurgan bir beyin 
Ve kıpırtısız bir yürekle 
Düşmanca birşeyler biriktiriyorlar karşılıklı 
Ve herkes biribirine benziyor 
Ve herkes yabancı birbirine üstelik. 

Sana ufku anlatmak istiyorum… 
Yalnayak 
Ve aşağılara koşarken çaylarda 
Çakıltaşları, çağlayanlar 
Ve kayaların oyuklarında köpüren suyun 
Düşündürdüğü şeyi 
Sana anlatmalıyım… 
… 
Sana ufku anlatmak istiyorum… 
Bir ağacın kökleri ve dallarıyla 
Uzanıp uzanıp vardığı şeyi 
Sana anlatmalıyım… 
İçinde duvarlar uğulduyor ilişkilerin 
İlanlar, rutubbet, çıkar… 
Ve söz namusun simgesi değil, 
Duygular öyle lekelenmiş 
İçtenlik öyle hesap işi ki… 
Kimin öpüşleri bir papatya kadar temiz 
Kim kime kıstırıldığı anda omuz verebilir? 
Ya aşk: çarparak başlatan yeni şeyleri 
O sevinç 
Nerede şimdi? 

Yine de güzel bazı duygular 
Aşkla kendini onarıyor 
Fakat rüzgarlı, yağmurlu ve sabahları 
Bir sinir birikintisi olarak karşılamaktan 
Bakışları gizlice köreliyor onun da 
Ve hatta sağnağı bir nehir gibi 
Yababi bir hayvanmış gibi düşünüp 
Ürküyor 
Ve giderek aciz, 
Sinirli, habis insanlar dolduruyor cadeleri; 
Oysa şehirden Yabani bir hayvan kadar uzakta nehir 
Öpüşüyor uçsuz bucaksız bir çalkantıyla 
Ve yüzlerce çocuk tanıyorum 
Kaçak bir duygu taşıyan sinemalarda 
Ona doğru koşmak için… 

Sana ufku anlatmak istiyorum.. 
… 
Son mavisi gözlerinde kaldı gökyüzünün 
Bu şehirde 
Anlatmak istediğim

Cmt, 12th Mayıs — 0 yorum
“Ayaklarımın,
Islaklığınla ıslandığı, sıcaklığınla ısındığı.
Nefesinde ferahladığı, dudaklarınla okşandığı,
Anlar…
Öylesine güzel.”

Ayaklarımın,

Islaklığınla ıslandığı, sıcaklığınla ısındığı.

Nefesinde ferahladığı, dudaklarınla okşandığı,

Anlar…

Öylesine güzel.”

Cmt, 12th Mayıs — 0 yorum
şu sıralar hiç konuşmuyorum.
bencillikten ötesi değil bu yaptığım.
tüm kapılarımı kapatıp, daha ne kadar yaşayabilirim inimde bilmiyorum;
ama güzel olan bir şey var ki,
geceleri yıldızları tek başıma izleyebiliyorum.

şu sıralar hiç konuşmuyorum.

bencillikten ötesi değil bu yaptığım.

tüm kapılarımı kapatıp, daha ne kadar yaşayabilirim inimde bilmiyorum;

ama güzel olan bir şey var ki,

geceleri yıldızları tek başıma izleyebiliyorum.

Cmt, 12th Mayıs — 0 yorum
Yıldızlar demişken.
Ben küçükken izciydim. Haftasonu kamplarına giderdik. Merkez köylerden birine. Gece yürüyüşleri olurdu. On ikiden sonra. Yüzlerce izci gece kalkıp yürüyüşe çıkardık. Bir kaç meşale alınırdı yalnızca. Onca kalabalığa rağmen herkes o kadar sessiz olurdu ki. Sonra şehrin ışıkları kaybolana kadar yürürdük tepelerde, iyi hatırlıyorum, durduğumuz yerin biraz ötesinde geniş bir ağaçlık vardı. Ağaçların dallarında gececi kuşlar… Herkes olduğu yere otururdu hemen. Önce karanlığı izlerdim ben, uzanıp gözlerimi gökyüzüne çevirdiğimde, karanlığın ötesinde ki ışıkların büyüsüne daha çok kapılabileyim diye, önce kör karanlığı izlerdim. Kuşların sesini dinlerdim, dünyanın en güzel sesini, O’nun sesini… O an o karanlığın içinde kendimi öylesine huzurlu hissederdim ki. Sonra uzanırdım yere, belki çakıl yolun üzerine, belki çimenlere… Açardım gözlerimi gökyüzüne. Boşluğa düşerken, içinin yeniden, yeniden dolması çok garip bir his. Kapkara bir deliğin içinde gibi hissediyorsun kendini orada öylece, uzandığın yerde. Ama düşmüyorsun. Yıldızların parıltısı, o sonsuzluk, nefesimi keserdi. Bir yandan kuşların sesi, öte yandan gözlerinin önünde mükemmel olan, kusursuz olan serili. Öylece kaldığım bir saniye, sonsuza bölünürdü. İçim ürperirdi. Geri dönüş çok zor olurdu benim için. Oradan ayrılmak istemezdim, belki de o gecelerden sonra öğrendim ben, her şeyin, ama her şeyin elbet biteceğini. Hep olmak istediğim yerden alınıp, götürülmek zorunda kalacağımı. Ayrılmak istemediğimden koparılacağımı. Ve kimseye bunu anlatamayacağımı, anlatmayı denesem bile, kimsenin beni anlamayacağını. Böyle bir tutkuyu dillendirip, birileriyle paylaşmaya kıyamayacağımı. Ben bunları hep, yıldızlardan öğrenmişim meğer.

Yıldızlar demişken.

Ben küçükken izciydim. Haftasonu kamplarına giderdik. Merkez köylerden birine. Gece yürüyüşleri olurdu. On ikiden sonra. Yüzlerce izci gece kalkıp yürüyüşe çıkardık. Bir kaç meşale alınırdı yalnızca. Onca kalabalığa rağmen herkes o kadar sessiz olurdu ki. Sonra şehrin ışıkları kaybolana kadar yürürdük tepelerde, iyi hatırlıyorum, durduğumuz yerin biraz ötesinde geniş bir ağaçlık vardı. Ağaçların dallarında gececi kuşlar… Herkes olduğu yere otururdu hemen. Önce karanlığı izlerdim ben, uzanıp gözlerimi gökyüzüne çevirdiğimde, karanlığın ötesinde ki ışıkların büyüsüne daha çok kapılabileyim diye, önce kör karanlığı izlerdim. Kuşların sesini dinlerdim, dünyanın en güzel sesini, O’nun sesini… O an o karanlığın içinde kendimi öylesine huzurlu hissederdim ki. Sonra uzanırdım yere, belki çakıl yolun üzerine, belki çimenlere… Açardım gözlerimi gökyüzüne. Boşluğa düşerken, içinin yeniden, yeniden dolması çok garip bir his. Kapkara bir deliğin içinde gibi hissediyorsun kendini orada öylece, uzandığın yerde. Ama düşmüyorsun. Yıldızların parıltısı, o sonsuzluk, nefesimi keserdi. Bir yandan kuşların sesi, öte yandan gözlerinin önünde mükemmel olan, kusursuz olan serili. Öylece kaldığım bir saniye, sonsuza bölünürdü. İçim ürperirdi. Geri dönüş çok zor olurdu benim için. Oradan ayrılmak istemezdim, belki de o gecelerden sonra öğrendim ben, her şeyin, ama her şeyin elbet biteceğini. Hep olmak istediğim yerden alınıp, götürülmek zorunda kalacağımı. Ayrılmak istemediğimden koparılacağımı. Ve kimseye bunu anlatamayacağımı, anlatmayı denesem bile, kimsenin beni anlamayacağını. Böyle bir tutkuyu dillendirip, birileriyle paylaşmaya kıyamayacağımı. Ben bunları hep, yıldızlardan öğrenmişim meğer.

Cu, 11th Mayıs — 1 yorum
Elmas parıltılı gözlerinde buldum kendimiTenindeki ipeksi dokunuşta sakladım yüreğimiMasum dokunaklı bakışlarında buldum gerçeklerimiKelimeler anlatmaz, anlatamaz sana karşı hissettiklerimiSürekli şimşekler çakıyor sana tutsak beynimdeHer geçen gün çığ gibi büyüyor sevgin yüreğimdeSen dolup taşan kalbim can çekişiyor bedenimdeVazgeçemiyorum artık geri dönmek istesem de.

Elmas parıltılı gözlerinde buldum kendimi
Tenindeki ipeksi dokunuşta sakladım yüreğimi
Masum dokunaklı bakışlarında buldum gerçeklerimi
Kelimeler anlatmaz, anlatamaz sana karşı hissettiklerimi
Sürekli şimşekler çakıyor sana tutsak beynimde
Her geçen gün çığ gibi büyüyor sevgin yüreğimde
Sen dolup taşan kalbim can çekişiyor bedenimde
Vazgeçemiyorum artık geri dönmek istesem de.

Pe, 3rd Mayıs — 0 yorum
Bir gün yenik düşmesin yine sevdamız siyaha,Gözyaşıyla anlatılmasın yalanlar bir daha.Bir ikindi serinliğinde ömrümüzü gölgeler sarmasın,Gecenin en karanlık yerinde yine sen varsın.Hiçbir zaman sonu gelmesin bu düşüncelerin,Kimse olmasa da ben dostu kalayım gecelerin.Biliyorsun gözyaşına sığmaz ayrılık inleyişlerde,Kavuşmak tutsaktır sabırsız bekleyişlerde.Zamanın ellerinde yalnızlıklar ateş, ayrılıklar kor,Aynalardaki yorgun benim, istersen yüreğine sor…

Bir gün yenik düşmesin yine sevdamız siyaha,
Gözyaşıyla anlatılmasın yalanlar bir daha.

Bir ikindi serinliğinde ömrümüzü gölgeler sarmasın,
Gecenin en karanlık yerinde yine sen varsın.

Hiçbir zaman sonu gelmesin bu düşüncelerin,
Kimse olmasa da ben dostu kalayım gecelerin.

Biliyorsun gözyaşına sığmaz ayrılık inleyişlerde,
Kavuşmak tutsaktır sabırsız bekleyişlerde.

Zamanın ellerinde yalnızlıklar ateş, ayrılıklar kor,
Aynalardaki yorgun benim, istersen yüreğine sor…

Pe, 3rd Mayıs — 0 yorum
Ayaklar var yıllardır basmaz toprağaAyaklar var hasrettir kuru yaprağaAyaklar var enerjik, tırmanır dağaDağ bayır meraklanmış ayaklar vardırAyaklar var fedadır aziz vatanaAyaklar var saygısız, şehit yatanaAyaklar var kirlidir, giren utanaBurayı vatan sanmış ayaklar vardırAyaklar var narindir, nazende gezerAyaklar var iridir, topuğun ezerAyaklar var her gün su içinde yüzerÇamurlarda yıkanmış ayaklar vardırAyaklar var bastığı yeri farketmezAyaklar var yurdunu ölse terketmezAyaklar var bir adım ileri gitmezBataklığa saplanmış ayaklar vardır.

Ayaklar var yıllardır basmaz toprağa
Ayaklar var hasrettir kuru yaprağa
Ayaklar var enerjik, tırmanır dağa
Dağ bayır meraklanmış ayaklar vardır

Ayaklar var fedadır aziz vatana
Ayaklar var saygısız, şehit yatana
Ayaklar var kirlidir, giren utana
Burayı vatan sanmış ayaklar vardır

Ayaklar var narindir, nazende gezer
Ayaklar var iridir, topuğun ezer
Ayaklar var her gün su içinde yüzer
Çamurlarda yıkanmış ayaklar vardır

Ayaklar var bastığı yeri farketmez
Ayaklar var yurdunu ölse terketmez
Ayaklar var bir adım ileri gitmez
Bataklığa saplanmış ayaklar vardır.

Pe, 3rd Mayıs — 0 yorum
Ayaklar var taşımaz yaşlı bedeniAyaklar var götürmez yola gideniAyaklar var yorulur, yaştır nedeniYürümekten usanmış ayaklar vardırAyaklar var atletik, yarışır dururAyaklar var sportmen, iyi top vururAyaklar var bakımlı kendini korurTırnakları boyanmış ayaklar vardırAyaklar var yerlere basmaz tabanıAyaklar var özyurdu bilir yabanıAyaklar var soğuktan çekilir kanıHer çileye dayanmış ayaklar vardır

Ayaklar var taşımaz yaşlı bedeni
Ayaklar var götürmez yola gideni
Ayaklar var yorulur, yaştır nedeni
Yürümekten usanmış ayaklar vardır

Ayaklar var atletik, yarışır durur
Ayaklar var sportmen, iyi top vurur
Ayaklar var bakımlı kendini korur
Tırnakları boyanmış ayaklar vardır

Ayaklar var yerlere basmaz tabanı
Ayaklar var özyurdu bilir yabanı
Ayaklar var soğuktan çekilir kanı
Her çileye dayanmış ayaklar vardır

Pe, 3rd Mayıs — 1 yorum